Yükleniyor...

Bekleyiniz...

 Tarlabasi Genclik Grubunun Web Sitesine Hosgeldiniz ... Keyifli Dakikalar Gecirmeniz Dilegiyle ...

Sitemize Hoşgeldiniz.
 Ana Sayfaya Dön

Geri Dön

SÜRYANİLER’DE DİL

 

Süryanice Dili :

     Süryanice "Aramice’nin Edessa diyalekti" Daniyel peygamber’in peygamberliği, Matta İncil’i gibi kutsal Kitab’ın bazı bölümlerinin yazıldığı Sami dillerinden biridir.
     Bazı bilim adamlarına göre dünya dillerinin en eskisidir, ama tartışmasız en eski dillerden birisidir. Kökeninin çok eskilere dayandığını gösteren ilk kanıt Tekvin 31:47 bölümünün MÖ. 1750’de bu dille yazılmış olmasıdır.
      Süryanice, altı tanesi (b,g,d,k,f,t) yumuşak ve sert olmak üzere çift telefuza sahip olan ve özel işaretlerle bilinen toplam 22 harften oluşuyor.
      Süryanice eski ilimlerin her türlüsünü içine alabilen, akla gelen her şeyi, her duyguyu ve düşünceyi ifade ve tasvir etmeye yeterli, kelime haznesi bakımından zengin, sözdizimi esnek, edatları bol olan son derece hoş, bir dildir. Süryanice Irak, Mezopotamya’nın Cezire ve Suriye halklarının anadiliydi. Pers krallığının içlerine kadar sızdı ve Süryaniler’e komşu olan farklı halklar arasında yayılmıştı.
      Uzun yıllar yakın doğu ülkelerinin resmi dili olarak kaldı. Mısır, Küçük Asya ve Arabistan yarımadasının kuzeyine kadar yayılmıştı. Bazı kişilerin çabasıyla yayıldığı Çin’in güneyi ile Hindistan’ın Malabar bölgesindeki kiliselerde hala kullanılmaktadır.7.yüzyılın sonları ile 8.yüzyılın başlarında Arapça’nın rakip dil olarak ortaya çıkışına kadar çok geniş bir kullanıma sahipti. Bu dönemden sonra şehirlerdeki kullanım gittikçe azalmış sadece köy ve dağlık bölgelerde kullanılır olmuştu. Buna rağmen hala birçok yazar ve bilim adamı tarafından kullanılmaktadır.
     Bu dilin en güzel kullanıldığı yerler, Edessa (Urfa), Harran, Humus, Apamea ve Suriye dolaylarıdır. Harran’lı putperestler 9.yüzyılın sonlarına kadar bu dille yazıyorlardı. Bu dil 13.yüzyılın sonlarına kadar Cezire’nin birçok bölgesiyle Ermenistan’da yaygın bir şekilde kullanılmaktaydı.
     Meryemana, Rab İsa Mesih ve öğrencilerinin bu dili kullanması, onun diğer bütün dillerden üstün olduğunu görmek açısından yeterli olsa gerek. Kilise ayinlerinde kullanılan ilk dildir. Yunanca eserleri Süryanice’ye, Süryanice’den de Arapça’ya çeviren Süryanilerin bu konuda övgüye değer katkıları olmuştur. Hala ibadetlerde kullanılan dildir.
     Altıncı yüzyılın başlarında Süryanice kullanıldığı coğrafyaya göre yazı şekli ve telefuz açısından Doğu ve Batı Süryanice’si olarak iki kola "dialekt" ayrıldı. Suriye dolaylarında konuşulana Batı, Mezopotamya, Irak ve Azarbeycan’da konuşulana da Doğu dialekti adı verildi.
     Bu dilde elimize ulaşan en önemli eserler, Tevrat ve İncil’in Pşitto’ya göre çevirileridir. Bu dil, ayrıldığı diyalektlerde meydana gelen değişiklikler müstesna kabul edilirse, oluşumundan bu yana önemli bir değişikliğe uğramamıştır. Eski Ahit’in bu dilde yazılmış pasajları ile Filozof Vafa’nın şiirinden kalan bölümler, bugün kullanılan dilin geçmiştekiyle ayni olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte Tikritli Antonius’un belirttiği gibi bazılarının kullanışsız gördüğü bazı sözcükler zamanla unutulmuş ve Bertellolu Yakub’a göre de bugün yalnızca Arapça’da korunabilmiş birçok sözcük de kaybolmuştur.
     Bu dilin ne gramer ne de dil bilimi kitapları bulunuyordu. Çünkü Süryaniler Araplar gibi kendi dillerini en sade ve doğal şekliyle kullanıyorlardı. İlk gramer kitabı 7.yüzyılın sonlarında oluşturuldu.

 

 

 




 Saat